Salonumu Dönüştürdümm... Önce-Sonra




     Bekar evimdeki, ailemden kalmış en az 20-30 yıllık eşyaları yenilemek istediğimde,  şipşak yeni eşyalar alıvermenin beni çok uzun süre mutlu etmeyeceğini anladım. Zaten beni oyalayacak ve zihnimi meşgul edecek bir şeylere ihtiyacım vardı.. O yüzden hooop diye yeni mobilyalar alıp koymak yerine,  salonumu hiç eşya atmadan ve hiç profesyonel yardım almadan, iğneden ipliğe kendi el emeğimle dönüştürmeye karar verdim...

Bundan iki buçuk ay önceydi..  "Bir ucundan başlıyayım, gittiği yere kadar..".. "Belki, bir sebepten, devam edemem, yarım kalır.."  deyip başlamıştım.   Ama bitirebilmek nasipte varmış..  Epey uzun sürdü ama sonunda bitti..  

Serüven uzun sürdü evet ama;  emeğime de değdi (bana göre tabii).. Üstelik, beni oyalama ve her küçük değişiklikle mutlu etme vazifesini de hakkıyla yerine getirdi.....

İşte; önceki ve sonraki haliyle salonum huzurlarınızda....


ÖNCE








Size, soldan sağa doğru panoramik  bir görüntü oluşturmaya çalıştım..

VEE  SONRA






YAPIM AŞAMALARI UZUN... :)


İşe öncelikle; renkleri sinirimi bozan çekyat ve koltuklardan başladım. Beyaz renkte döşemek istediğim için, beyaz ağırlıklı döşeme kumaşı seçerek koltukların tamamına, çıkarıp yıkayabileceğim nitelikte kılıflar diktim. Bunun için bol miktarda kumaşa ihtiyacım olduğu için maliyet tutan tek taraf bu kısım oldu. Her birini tek tek, prova yaparak aşağıda gördüğünüz gibi ellerimle kendim diktim. IKEA'nın kılıflarıyla yarışırlar değil mi... :))  Mütevaziliğim üzerimde :)



İkinci basamak mobilyaları beyaza dönüştürmekti. Ancak, eskiler bilirler; formika denen malzemeye boya anlamında hiçbir işlem yapılamıyor maalesef. Öyleymiş yani. Ben de boyayabileceğim kısımları elde boyayarak beyaza dönüştüeyim dedim... Buna sandalyeler, masanın alt ve ayak kısımları ve vitrinin krem rengi kenarlıkları dahil oldu.


Boyandıktan, ve onlar için aldığım mor renkli döşeme kumaşıyla -yine kendi ellerimle- tek tek  zımbalanarak kaplandıktan sonraki halleri böyle oldu.. (Bu kısmı fotoğraflamayı nasıl unutmuşum bilmiyorum. En perişan olduğum kısımdı oysa :) )

Bu arada; eski halinin fotoğrafına bakınca; masanın üzerindeki tablonun dönüşümü de dikkatinizi çekti mi?. Yıllar önce tabloyu hediye eden arkadaşım Zeynep'in affına sığınarak (ilk kez  burdan söylüyorum ama :s) onu da biraz değiştirdim. 

İçine sandalyelerle uyumlu olacak mor bir çiçeğin olduğu foreks tabloyu yerleştirmeye karar verdim ancak o yaldızlı çerçeve de pek tabii, beyaza dönüşmeliydi. O da sandalyelerle aynı kaderi paylaştı..




Tabi annemin çeyizinden kalma sandığı da unutmamam lazım. Maskeleme bantlarıyla şekil verdiğim sandığı yukarıdaki fotolarda, köşede görüyorsunuz onunla ilgili ayrı bir paylaşım yapacağım için, buraya almadım..

Mobilyalar bembeyaz olur da; tüller kahverengi kalır mı..? Hemen onları da değiştirmeliydi.. çok az bir maliyete aldığım beyaz tülden normal tül, mor renkli tülden de üzerine dolama perde yapmaya karar verdim..





Beyaz tülü bu şekilde, rustik için uygun olarak diktim. Bu şekilde mi kalsın, yoksa mor tülü, tasarladığım gibi üzerlerine dolasam mı diye düşünürken, ikinci düşünce ağır bastı ve mor renkli tülün yalnızca kenarlarına düz dikiş geçtim.Onun dolanmış hallerini yukarıda gördünüz.. :)

Koltuk kılıfları, sandık, masa-sandalye, tül-perde derken büyük işler bitti, sıra küçük ayrıntılara geldi.
Eski halinin fotoğrafını çekmeyi unuttuğum bu sepet; beyaz bir gazeteliğe;


Hiçbir kapağın uymadığı çok eskiden kalma kavanozlar da daha sonra paylaşacağım -tutkalla tuza bulama yöntemi- ile iki beyaz mumluğa dönüştüler..



Salonumun son halinin genel görünümünü de yukarıda gördünüz.. Sadece kendi el emeğimle  olabileceği kadar evim şahane oldu şahane.. :)

1 yorum: