kendin yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendin yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2013 Cumartesi

Size Küçük Bir Fikir...

Bunu yapalı epey zaman oldu aslında ama, ancak paylaşabildim dostlar...
Bunlar benim bir yılı aşkın bir süredir, gözüm gibi baktığım kurumuş güllerim... Öğrencilerin değişik kutlamalar vesilesiyle getirdikler güllerin de hiçbirini atmam, kuruturum ama; bunlar ayrıca değerliydi benim için...  Beyaz ve pembe ebruli renkleri olan kocaman kocaman güllerdi bunlar.. Çok uzuuun süre kendi vazosunun içinde saplarıyla birlikte durmuşlardı. Daha derli toplu daha cici dursunlar istedim, ve  -neyden kalma olduğunu bilmediğim- küçük bir karton kutuyu yaldızlı yapışkan ruloyla kaplayarak içine bir tabaka sünger yerleştirdim.. Sonra da silikon tabancası marifetiyle, güllerimi tek tek süngere sabitledim.. Azıcık ta kurdelayla süsledim miii çok güzel göründüler...Duvara da asılabilir, hiçbiri düşmüyor ve çok da hoş görünüyor. Ama ben arkadaşımın getirdiği resim çerçevesi, ve benim "zemzem takımının fincanlarından yaptığım mumluklarla" aynı yere yakıştırdım onları... O yüzden sehpanın üzerinde duruyorlar..    
Sizin de , kuruttuğunuz değerli gülleriniz vardır muhakkak.. Küçük bir fikir olsun... Yapması çok kolay..




Malzemeleri de fotoğrafllamalıydım diye düşündüğüm an, güller çoktan yerlerini almışlardı.. Hep acele ediyorum, sonradan aklıma geliyor.  O yüzden kutuyu ve yapım aşamalarını burda göremiyorsunuz maalesef..  Ama siz nasıl bişey olduğunu anladınız nasılsa...

Sevgiler...  İyi geceler...

11 Ocak 2013 Cuma

Sandık Boyama...

Daha önce salonumda yaptığım değişikliklerle ilgili bir post yayınlamıştım. ( Çok da güzel yorumlar aldım, herkese teşekkürler..) Bu da onun küçük bir parçası.. Sandık Boyama.. :)

Önce söz konusu obje nedir, eski hali ne idi ona bakalım.. Fotoğrafları, büyük bir fotoğraftan kesit alıp büyüttüğüm için kötüler, kusura bakmayın...


Malzemelerimiz;

  • Yukarıda gördüğünüz, Anneciğimiz'den kalma (onun da gençliğinden) eski,yıpranmış ama değerli, kıymetli, hatıra dolu çeyiz sandığı.. ( kendileri hala çeyizle doludur; ve hem içi hem üzeri iş gördüğünden, ayrıca diğer eşyalar gibi anne hatırası olduğundan gözden çıkarılamamış, bu hale sokulmuştur..)
  • Maskeleme bandı..
  • rulo, fırça vs.
  • ve baş kahraman Polisan X1 Anti Aging  beyaz boya...Kapı Boyası diye yazıyor kutuda..  Bunu soran arkadaşlar olmuştu, boyanın resmini yayınlarım demiştim.. Boyayı, fotoğrafını çekmek üzere saklandığı yerden çıkarınca "ooouuu.." dedim çünkü - o kadar temiz çalışmışım ki- boyanın etiketi-metiketi kalmamış.. 

Kutunun üzerinde, boyayla volkanik desenler oluşturduğum kısmın tam altında kocaman kırmızı bir X1 yazısı var arkadaşlar.. Arkasını da çektim, siz tipinden tanıyın artık.:) ..


Daha küçük kutuları var mı bilmiyorum, ben tüm sandalyeleri, masanın ayaklarını ve sandığı,  suyla inceltmeden 4 kat boyadığım halde, hala yarısı duruyor.. Kalan yarısı dursun bakalım, beklediği birşey vardır.. Tutup evdeki kapıları da boyamaya karar vermem işten bile değil şu sıralar... 

Boyayı tanıdık, sandığa dönelim mi.. Bismillah deyip işe başlayalım..

Öncelikle sandığımızı, maskeleme bantlarıyla istediğimiz şekli verecek şekilde kaplıyoruz hanımlar. Sandık koyu renkse, bantlar genellikle beyaz ya da krem olduğundan, en sonunda göreceğimiz görüntünün zıddı bir tablo oluşuyor önce.. ( Ben her zamanki gibi tez canlı davranıp, bir hevesle boyamaya başladığım için, fotoğraf çekmek ancak boya işi bittikten sonra aklıma gelmişti. O yüzden bantların yapıştığı ilk halini göremiyorsunuz. Ama tahmin etmesi zor bir şey de değil zaten..) 

Daha sonra -eğer sandık az da olsa cilalı ise- hafif  bir zımpara yapıyoruz. Burada; zımparayı bantları yapıştırdıktan sonra, -görünen kısımlara- yapmak önemli.. Bantların kapattığı kısım bize parlak lazım çünkü :)

Boyanın bitmiş halini görüyorsunuz. üzerindeki bantların izleri belli oluyor dikkatli bakıldığında..


Boyayı, ruloyla, 3 ya da 4 kat sürdüğümü hatırlıyorum. Kuruma süresi çok uzun değil zaten, ben bir tarafını boyarken, diğer tarafı kuruyordu nerdeyse.. Ama yine de en az yarım saat beklemekte fayda var katların arasında..

İşte şimdi en zevkli kısım..

Bir köşesinden başlayarak, bantları dikkatli bir şekilde (boyayı kaldırmasın kenarlarından) sökmeye başlıyoruz..



Bazı rötuşları sonradan yapacaksınız :) (kulplar gibi..)

Sonuç böyle oluyor..



Vee evinizin istediğiniz köşesinde yerini alıyor.. (kapağına kulplar eklenmedi henüz, güzel sevimli bişey olsun diye o konuyla ilgili çalışmalar devam ediyor..)


7 Ocak 2013 Pazartesi

Salonumu Dönüştürdüm.. Önce/Sonra...



     Bekar evimdeki, ailemden kalmış en az 20-30 yıllık eşyaları yenilemek istediğimde,  şipşak yeni eşyalar alıvermenin beni çok uzun süre mutlu etmeyeceğini anladım. Zaten beni oyalayacak ve zihnimi meşgul edecek bir şeylere ihtiyacım vardı.. O yüzden hooop diye yeni mobilyalar alıp koymak yerine,  salonumu hiç eşya atmadan ve hiç profesyonel yardım almadan, iğneden ipliğe kendi el emeğimle dönüştürmeye karar verdim...

Bundan iki buçuk ay önceydi..  "Bir ucundan başlıyayım, gittiği yere kadar..".. "Belki, bir sebepten, devam edemem, yarım kalır.."  deyip başlamıştım.   Ama bitirebilmek nasipte varmış..  Epey uzun sürdü ama sonunda bitti..  

Serüven uzun sürdü evet ama;  emeğime de değdi (bana göre tabii).. Üstelik, beni oyalama ve her küçük değişiklikle mutlu etme vazifesini de hakkıyla yerine getirdi.....

İşte; önceki ve sonraki haliyle salonum huzurlarınızda....


ÖNCE








Size, soldan sağa doğru panoramik  bir görüntü oluşturmaya çalıştım..

VEE  SONRA






YAPIM AŞAMALARI UZUN... :)


İşe öncelikle; renkleri sinirimi bozan çekyat ve koltuklardan başladım. Beyaz renkte döşemek istediğim için, beyaz ağırlıklı döşeme kumaşı seçerek koltukların tamamına, çıkarıp yıkayabileceğim nitelikte kılıflar diktim. Bunun için bol miktarda kumaşa ihtiyacım olduğu için maliyet tutan tek taraf bu kısım oldu. Her birini tek tek, prova yaparak aşağıda gördüğünüz gibi ellerimle kendim diktim. IKEA'nın kılıflarıyla yarışırlar değil mi... :))  Mütevaziliğim üzerimde :)



İkinci basamak mobilyaları beyaza dönüştürmekti. Ancak, eskiler bilirler; formika denen malzemeye boya anlamında hiçbir işlem yapılamıyor maalesef. Öyleymiş yani. Ben de boyayabileceğim kısımları elde boyayarak beyaza dönüştüeyim dedim... Buna sandalyeler, masanın alt ve ayak kısımları ve vitrinin krem rengi kenarlıkları dahil oldu.


Boyandıktan, ve onlar için aldığım mor renkli döşeme kumaşıyla -yine kendi ellerimle- tek tek  zımbalanarak kaplandıktan sonraki halleri böyle oldu.. (Bu kısmı fotoğraflamayı nasıl unutmuşum bilmiyorum. En perişan olduğum kısımdı oysa :) )

Bu arada; eski halinin fotoğrafına bakınca; masanın üzerindeki tablonun dönüşümü de dikkatinizi çekti mi?. Yıllar önce tabloyu hediye eden arkadaşım Zeynep'in affına sığınarak (ilk kez  burdan söylüyorum ama :s) onu da biraz değiştirdim. 

İçine sandalyelerle uyumlu olacak mor bir çiçeğin olduğu foreks tabloyu yerleştirmeye karar verdim ancak o yaldızlı çerçeve de pek tabii, beyaza dönüşmeliydi. O da sandalyelerle aynı kaderi paylaştı..




Tabi annemin çeyizinden kalma sandığı da unutmamam lazım. Maskeleme bantlarıyla şekil verdiğim sandığı yukarıdaki fotolarda, köşede görüyorsunuz onunla ilgili ayrı bir paylaşım yapacağım için, buraya almadım..

Mobilyalar bembeyaz olur da; tüller kahverengi kalır mı..? Hemen onları da değiştirmeliydi.. çok az bir maliyete aldığım beyaz tülden normal tül, mor renkli tülden de üzerine dolama perde yapmaya karar verdim..





Beyaz tülü bu şekilde, rustik için uygun olarak diktim. Bu şekilde mi kalsın, yoksa mor tülü, tasarladığım gibi üzerlerine dolasam mı diye düşünürken, ikinci düşünce ağır bastı ve mor renkli tülün yalnızca kenarlarına düz dikiş geçtim.Onun dolanmış hallerini yukarıda gördünüz.. :)

Koltuk kılıfları, sandık, masa-sandalye, tül-perde derken büyük işler bitti, sıra küçük ayrıntılara geldi.
Eski halinin fotoğrafını çekmeyi unuttuğum bu sepet; beyaz bir gazeteliğe;


Hiçbir kapağın uymadığı çok eskiden kalma kavanozlar da daha sonra paylaşacağım -tutkalla tuza bulama yöntemi- ile iki beyaz mumluğa dönüştüler..



Salonumun son halinin genel görünümünü de yukarıda gördünüz.. Sadece kendi el emeğimle  olabileceği kadar evim şahane oldu şahane.. :)